100 Yıllık Dergide Bir Yoga Yazısı
Safiye Sami [Erol] Kimdir?
Cumhuriyet Döneminin önemli kadın yazarlarından olan Safiye Sami [Erol] 2 Ocak 1902’de Edirne’de doğmuş ve 4 yaşındayken İstanbul’a gelmiştir.
İlköğrenimden sonra; önce bir Fransız mürebbiye okuluna, ardından Haydarpaşa’daki Alman okuluna, daha sonra da İstanbul Alman Lisesi’ne devam etmiştir. 1917 yılında Türk-Alman Derneği’nin aracılığı ile eğitimine devam etmek için Almanya’ya gönderilmiştir. 1919’da Lübeck’te “Freesesche Höhere Mädchenschule” isimli özel ve yatılı bir kız lisesinden mezun olmuş, ardından Münih’te Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde felsefe ve edebiyat okumuştur. 1926’da Arapça şiirlerde kullanılan çiçek isimlerinin sembolik değerini irdelediği ”Arapça’da Çiçek Adları” isimli tezi ile şarkiyat (doğu bilimi) alanında doktor ünvanı almış ve İstanbul’a dönmüştür. Yurda dönüşünden sonra Millî Mecmua ve Her Ay gibi dergilerde kadın sorunlarına ağırlık veren makaleler yayımlamıştır.[1] Safiye Sami, 7 Ekim 1964’te İstanbul’da vefat etmiştir.
Millî Mecmua’daki “YOGA” Yazısı
Burada paylaşacağımız “Yoga” başlıklı yazı da 24 Kanunuevvel (Aralık) 1927’de Millî Mecmua’da yayımlanmıştır.
Yazıda Safiye Sami , Almanya’da tanıştığı yogayı, çeşitli Almanca kaynaklardan derlediği bilgililerle genç Türkiye Cumhuriyeti’nin okurlarına tanıtıyor. Yazıda Yoga felsefesinden, Patancali’den, Sutralar’dan, yogilerin inanç sisteminden ve yaşam tarzlarından bahsettikten sonra daha ayrıntılı konulara değiniyor. Padmasana gibi bazı asanalardan, İda, pingala ve şuşumna hattından, çakralardan, inzivadan, kumbakha gibi nefes pratiklerinden bahşediyor ve bunları ayrıntılı olarak tarif ediyor. Daha da ilginci yoga felsefesinin bu teorik bilgilerinin dönemin modern tıbbında nasıl karşılandığını sorguluyor. Çok ilginç resimlerle süslenen bu yazıyı, yogayla ilgilenen herkesin merakla okuyacağını tahmin ediyoruz.
[1] Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Safiye_Erol
MİLLÎ MECMUA (15 Kânunuevvel 1927)
Günümüz Türkçesi ile:
YOGA
Hintlilerin
altı ortodoks felsefe sisteminden biri olan Yoga, bugün Hindistan’da birçok mensubu tarafından fiilen
uygulanmaktadır. Fiilen diyoruz zira yoga bir felsefe sistemi olmaktan çok,
insanın yaşayış
tarzını belirli hükümlere göre düzenlemek ve böylece insanüstü kuvvetler edinmeyi sağlayacak
pratiklerden (uygulamalardan) ibarettir. Bu uygulamalar “Yoga
Sutra” adlı kitapta toplanmıştır. Yoga Sutra’nın yazarının, yoga sisteminin
kurucusu olan Patanjali olduğu söylenir.
Oryantalistlerin (Doğu bilimcilerin) bir kısmı Patanjali’nin milattan önce beşinci
yüzyılda yaşadığını kabul ediyorlar. Yoga sisteminin teorik kısmını şimdilik
bir kenara bırakarak pratik uygulamalarından bahsedelim. Yogaya bağlanan öğrenci
öncelikle şu şartlara uyacaktır:
Hemcinsinin
hakkını gözetmek,
hiçbir yaratılana zarar vermemek, gerçeği söylemek, hırsızlıktan, cinsel ilişkiden,
hediye kabulünden kaçınmak, nefsine hâkim olmak, maddi ve manevi hayatını terbiye
edecek şekilde yaşamak, yani gerek bedeni gerek ruhu daima temiz tutmak, kanaat
göstermek (yetinmek) inzivaya çekilip
ibadet etmek, dine yönelik
eserleri incelemek ve üzerine düşünmek.
Öğrenci,
ya mekânsız özgür
doğada ya da ücra bir mağarada yaşayacak ve az gıda alacaktır. İnsanlarla, özellikle kadınlarla görüşmeyecek ve ateş kullanmayacaktır.
Belirli duruşlarda oturarak nefsini tefekküre (nitelikli düşünmeye) adayacaktır.
Duruşlar
(Pozlar)
1) İki
ayağının tabanları üstünde diz çök
ve dimdik otur.
2) Sol
ayağının eklemini üreme organının
üzerine koy ve onun da üzerine sağ ayak eklemini koy.
3) Sağ
ayağını sol bacağının üzerine, sol ayağını da sağ bacağının üzerine koy, ayak
başparmaklarını ellerinle sıkı sıkı tut.
Bu
üç duruş örnek olarak verilmiştir. Diğer farklı oturma tarzlarının uygulanması oldukça
zordur.
Öğrenci
en kolayından başlayarak gittikçe en zorlarını uygulamaya başlar. Duruşunu
ayarladıktan sonra nefes eğitimine başlar. Şu şekilde ki: Burnun sağ deliği sağ elin başparmağı ve sol deliği yine sağ elin son iki parmağı ile
kapatılır ve nefes uzun süre tutulduktan sonra, sol burun deliği açılarak yavaş
yavaş nefes verilir.
Hintlilerin
inancına göre
nefes “ida”
ve “pingala”
olarak adlandırılan sağlı sollu iki damardan [kanaldan] geçerek dolaşır. Asıl
ustalık nefesi tutabilmek ve bu şekilde orta bir damardan [kanaldan] (Şekil 1)
geçirerek insanın tepesinde bulunan “Brahmandra” adlı bölgeye kadar ulaştırabilmektir. Bu orta
damarın [kanalın] adı
“şuşumna”dır. Üzerinde
yedi adet lotus şeklinde betimlenen kuvvet merkezi bulunur. Öğrenci nefesine hâkim
olarak şuşumna damarından geçirip “ Brahmandra”denilen
bölgeye, yani tepesine kadar ulaştırınca
bu bölgede nefes alışverişi durur ve öğrenci
orta damar üzerindeki kuvvet merkezlerini algılayarak insanüstü kuvvetlere
sahip olur. Bu “üç damar ve yedi kuvvet merkezi teorisi” henüz tam olarak açıklanamamıştır. Batılı
biliminsanlarından kimisi anatomi, kimisi psikoloji veya mistik bakış açısıyla
meseleyi aydınlatmaya çalışıyorlar. Bugün Hintlilerin çoğu, kuvvet
merkezlerinin hayalî (soyut) değil, gerçekten var olduğunu düşünmektedirler.
Fakat bu bir şey kanıtlamaz. Yani sistemi bulanlar anatomiden tamamıyla
habersizlerdi diyemeyiz. Hindistan’da tıp, Ortaçağ’da bile oldukça gelişmiş
olduğundan damar ve kuvvet merkezi teorisini Hintlilerin cahilliğine bağlamak
herhâlde doğru
değildir.
Yoga
teorisi etrafında sayısız eser yazılmış olmakla beraber yukarıda belirttiğimiz
sebeplerle henüz düşünsel bakımdan ikna edici yeterlilikte bir şey söylenememiştir. Yoga teorisi şu anda
bile felsefe tarihinin araştırmaya ve incelemeye en layık meselelerinden
biridir.
Bibliyografya:
P. Marku: Die Yoga – Philosophie nach dem Rajamartanda
dargestelt
I. H. Woods:
The Yoga System of Patanjali
Deussen: Algemm. Geschichte der Philosophie
Resimler “Helmut fon Glazenapa’nın [Helmut von Glasenapp] Der Hinduismus adlı kitabından alınmıştır.
Orijinal metin:
YOGA
Hintlilerin altı ortodoks felsefe sisteminden biri yoga sistemidir ki elyevm Hindistan’da müteaddit mensupları tarafından bilfiil tatbik edilmektedir. “Bilfiil” diyoruz zira yoga bir felsefe sistemi olmaktan ziyade, insanın yaşayış tarzını muayyen hükümlere göre tanzim ve bu suretle fevkalbeşer kuvvetler temin edecek pratik talimattan ibarettir ki “Yoga Sutra” namlı kitapta cem olunmuştur. Yoga Sutra müellifinin, yoga sisteminin müessisi Patancali [Patanjali] olduğu rivayet olunur. Müsteşriklerin bir kısmı Patancali’nin kablel mila beşinci asırda yaşadığını kabul ediyorlar. Yoga sisteminin nazarî kısmından şimdilik sarfınazarla pratik tatbikatından bahsedelim. Yogaya intisap eden mürit evvel emirde şu şartlara riayet edecektir.
Hemcinsinin hakkına riayet etmek, hiçbir mahluka zarar ika etmemek, hakikati söylemek, hırsızlıktan, cinsî münasebetten, hediye kabulünden içtinap etmek, nefsine hâkim olmak, maddi ve manevi hayatını terbiye edecek şekilde yaşamak, yani gerek vücud ve gerek ruhu daima temiz bulundurmak, kanaat göstermek, itikafa çekilmek, dîne müteallik eserleri mütalaa etmek.
Mürit ya mekânsız serbest tabiatta yahut ücra bir mağarada yaşayacak ve az gıda alacaktır. İnsanlarla bilhassa kadınlarla görüşmeyecek ve ateş kullanmayacaktır. Muayyen vaziyetlerde oturarak nefsini tefekküre vakfedecektir.
Vaziyetler:
- İki ayakların tabanları üstünde diz çök ve dimdik otur.
- Sol ayağının mafsalını tenasül uzvu üzerine koy ve daha üzerine sağ ayak mafsalını koy.
- Sağ ayağını sol budunun üstüne, sol ayağını da sağ budunun üstüne koy, ayakların baş parmaklarını ellerinle sıkı sıkı tut.
Bu üç vaziyet misal olarak gösterilmiştir. Diğer muhtelif oturma usullerinin tatbiki gayet müşküldür.
Mürit en kolayından başlayarak tedricen en zorlarını tatbik etmeye başlar. Vaziyet aldıktan sonra teneffüsü terbiye eder. Şu suretle ki: Burnun sağ deliği sağ elin baş parmağı ve sol deliği yine sağ elin son iki parmağı ile kapatılır ve nefes uzun süre zapt edildikten sonra sol burun deliği açılarak yavaş yavaş harice verilir.
Hintlilerin inancına göre nefes “ida” ve “pingala” tesmiye edilen sağlı sollu iki damardan geçerek işler. Asıl hüner nefesi tutabilmek ve bu suretle orta bir damardan (Şekil 1) geçirerek insanın tepesinde bulunan “Bramandra [Brahmandhra] adlı mahalle kadar îsâl edebilmektir. Bu orta damarın adı “şuşumna”dır, güzergâhında yedi adet lotus şeklinde mutasavver kuvvet merkezi bulunur. Mürit nefesine hâkim olarak şuşumna damarından geçirip “Bramandra” [Brahmandhra] denilen mahalle yani tepesine kadar îsâl ettikte bu mahalde teneffüs faaliyeti durur ve mürit orta damar güzergâhındaki kuvvet merkezlerini idrak ederek fevkalbeşer kuvvetlere sahip olur. Bu üç damar ve yedi kuvvet merkezi nazariyesi henüz layıkıyla izah edilememiştir. Garp âlimlerinden kimisi anatomi, kimisi psikoloji veya mistik nokta-i nazarından meseleyi tenvire gayret ediyorlar. Bugün Hintlilerin ekserisi kuvvet merkezlerinin muhayyel değil insan vücudunda hakikaten mevcut olduğu kanaatindedirler. Fakat bu bir şey ispat etmez; yani sistemin mucitleri anatomiden tamamıyla bihaber idiler diyemeyiz. Hindistan’da tıp, kurun-u ûlâda bile oldukça inkişaf etmiş bulunduğundan damar ve kuvvet merkezi nazariyesini Hintlilerin cahilliğine atfetmek her hâlde doğru değildir.
Yoga nazariyesi etrafında nihayetsiz eserler yazılmış olmakla beraber yukarıda arz ettiğimiz veçhile henüz fikri tatmine kâfi bir şey söylenmemiştir. Yoga nazariyesi elan felsefe tarihinin en ziyade keşfe ve tetkike şayan meselelerinden birini teşkil etmektedir.
Doktor Safiye Sami [Erol]
Bibliyografya:
P. Marku: Die Yoga – Philosophie nach dem Rajamartanda dargestelt
I. H. Woods: The Yoga System of Patanjali
Deussen: Algemm. Geschichte der Philosophie
Resimler “Helmut fon Glazenapa’nın [Helmut von Glasenapp] Der Hiduismus namlı kitabından alınmıştır.
